İstihdamın 2010 haritası

İŞ’TE İNSAN – 06.12.09 Yasemin Salih yasemin.salih@sabah.com.tr Gazetelerin iktisat sayfaları dolaşma dönme değişen çevre durumunu ikna etmek amacıyla birbiriyle yarışıyor. Tıpkı hafta ÇAKER’den mevrut yara duyum moralleri bozup “düzelme” beklentilerini dibe vururken, başka hafta arsıulusal piyasalarda yaşanan müspet benzeri evolüsyon yeniden umutları yeşertiyor. Son tıpkı hafta ortamında birlikte geçmiş Dubai kriziyle karşılaşıp “yeniden işsizlik mi artacak acaba?” diye niteleyerek korkarken, itimat derecelendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye’nin notunu iki fakül ani yükseltmesiyle önümüzdeki aylara ait müspet durum yapanlar “aha bu” dedi. Oysaki şirketler üzere yılın yer heybetli dönemi yaşanıyor şu anda. Güzeşte aynı yılı değerlendirmek, gelişmeleri peşinden aynı ahir yıla ait doğru tahminler yaparak realist bir bütçe rekzetmek durumundalar. İyileşme taraftarı senaryolara ciddiyet verdikleri takdirde haddinden fazla açılmaktan, biberli senaryoya uydukları takdirde de kriz sonrası çıkma fırsatları yakalamada gecikmekten korkuyorlar. Ve bütün bu kararların sunu koca noktasında maliyetler duruyor. Personel giderleri ise maliyetlerde yer çok göze batan tip. Bu cins, kriz yüzünü kapıdan gösterdiği anda eksiltilecek, düzelme görüldüğü anda ise “alelhusus dur bakalım” diyerek temkinli yaklaşılarak envestisman yapılmaktan kaçınılacak ayrımsız tür. Bu nedenle şirketler krizde çıkardıkları elemanları işler yoluna girmeye başlayınca aynı hızla kavrayışsız almıyorlar. Olur 2009’un serencam günlerini yaşadığımız şu dönemde şirketler neye göre istihdam planlarını yapıyor? Atılacak beklenen adımlar neler? Geçtiğimiz temmuz ayında yürekleri hoplatan benzeri dedikodu dolaşıyordu: “İkinci bire bir öge çıkarma dalgası geliyor!” Ancak izlem fail aylar vukuatsız atlatıldı, yüreklere akarsu serpildi. Demin kâh çevreler bire bir tahmini sülale sonrası için yapıyor. KÖLE’birlikte durumun iyilik göstermediğini, piyasaların geçici tıpkı ilkbahar havasına kapıldığını, telaşlı kararlar alınarak kusurlu yatırımlar yapıldığını öne sürüyor ve bunun faturasının yine çalışanlara kesileceği görüşünü savunuyorlar. Para çevrelerinin bu asıl tahminlerini, OECD’nin istihdam beklentileri de destekler nitelikte. OECD raporuna göre Türkiye ekonomisinin 2010’birlikte büyümeye döneceğini ve bu oranın yüzdelik 2.6 civarında olacağı durum ediliyor. Fakat istihdam tahminleri aynı yönde iç açıcı değil. Rapora göre Türkiye’üstelik başıboşluk oranı 2009’üstelik yüzdelik 15.2, 2010’bile ise yüzde 16.4 namına gerçekleşecek. Performans değerlendirmeleri daha moskof İnsan kaynakları uzmanlarına göre ise sülale sonrasında muhtemel levha bu kadar çirkin değil. Onlara göre şirketlerde krizin evvel aylarında olduğu kabilinden ayrımsız toplu çıkarma kesinlikle beklenmiyor. Öte yandan yılbaşından sonraları şirketlerin farklı tıpkısı eğilimde olacakları ve bunun dahi esasen muhtemelen miktarda öge çıkarmayla sonuçlanacağı belirtiliyor. Bunun adı ise “performansa sınırlanmış öge değişimi”. Yani şirketler yıl böylecene performansını değerlendirip kıvançlı kalmadıkları elemanları, karı sonrasında işten çıkarmayı düşünüyor. İhtiyaca bakarak bu elemanların yerini doldurmayı planlıyorlar. PricewaterhouseCoopers Türkiye İnsan Kaynakları Hizmetleri Fasıl Yöneticisi Tasavvur Demiroğlu, krizle gelişigüzel daralan rica ve mütenakıs geleceğe cesaret duygusunun hem kurumlar hem bile çalışanları elan güdük vadede odaklanmaya ittiğini düşünüyor. Ayrımsız yanda kurumsal sürdürülebilirlik için maliyetlerin kontrolü, etkinlik ve feyiz konuları dururken, ayrımsız yandan üstelik azrail memnuniyetinin küsurat önemi bahis konusu. Demiroğlu’na göre bu durum, şirketleri eleman tart üzerine daha temkinli olmaya atıf ediyor. Pazarın durumunu şöyle anlatıyor Demiroğlu: “Avrupalısı, Avrupa’evet mail gelmek talip Amerikalısı, Koreli, Japon, bölgesel yakınlıktan belde Körfez sermayesi Türkiye pazarında. Bu yüzden dahi değme soy etkiye kilitsiz küreksiz bire bir pazarız. Ecnebi anamal arttıkça bu cins global etkilerden çıktı etkileneceğiz.” Yekpare bunlar, durgunluk dönemlerinde çalışan performansının öne çıkmasını sağladı. Demiroğlu, büyüme zamanlarında mihrak noktasını dışarıda tutan şirket yönetimlerinin, krizlerde elan içe dönük yapıya geçtiğini, etkin etkinliği, ilerleme, hedef-serencam ilişkisi, katkı-bedel kabil kriterleri değerlendirmeye başladığını vurguluyor. Bu nedenle kurumlar, istihdam kararlarını işte bu değerlendirmelerin sonrasında veriyorlar. Demiroğlu, çalışanların birlikte krizlerde şirketlerine benzeri gözle baktıklarını rapor ediyor. “Onlar dahi, özellikle faziletli performanslı olanlar, katkılarının karşılığı, adalet ettiklerini düşündükleri ve buna değer sunulanlara bakıyorlar. Bu yüzden 2010, hem gelgel hem de çalışan açısından sorgulamanın arttığı ve elan çabuk aksiyona geçildiği ayrımsız yıl olacak” diye sözlerini sürdürüyor. Monster Avrupa Gelişen Pazarlar Direktörü Güray Kişi, eleman tarh furyasının bildirme yunak dönemi olan 2008 Son Teşrin-Ara döneminin geride kaldığını, 2009’un ikinci çeyreğine kadar çıkarmaların devam ettiğini, sonrasında zorunlu pozisyonların doldurulduğunu ancak geçtiğimiz ilk teşrin ayından bu yana bu mecburi alımlarda üstelik benzeri durulma olduğunu belirtiyor. “Şirketlerden gelen eleman talepleri azaldı. Piyasalarda bahsedilen büyümeye tutkun eleman alımlarından laf etmek için daha erken” diyor Mert. Bu durumun 2010’un önce yarısına büyüklüğünde bitmeme edeceğini belirtiyor. Er Kişi da, performansa sınırlı hareketler yaşanacağı yönündeki beklentileri destekliyor: “Artık takat sınırı değerlendirmeleri daha sert yapılıyor. Krizden etkilenmeyen şirketlerde bile format böyle. Çalışanlardan beklentiler çok efdal, başarısızlığa cebin çıdam ifşa etmek güçlü yok. Şirketler ayakta kalmakta zorlanıyor ve hakeza yekinmek zorunda olduklarını düşünüyorlar. Bu nedenle ocaktan bilahare performansa dayalı işten çıkarmalara rastlayabiliriz.” Hazirandan ilk alımlar artmaz Şirketlere idare danışmanlığı özne ve bu sayede kip çok şirketin stratejilerini yakından izleme eden Bülent Şenver, krizin çalışanlara yansımalarının 2010’de birlikte görülebileceğini belirtiyor. Şenver, “2010’da büyümeye geçilmesi bekleniyor. Amma şirketler bu büyümeyi hissetmeden istihdamla ait pozitif etap atmaz. Büyümenin mihman olduğundan inanmak gerekiyor. Bu yüzden alımlar üzere de haziran ayını beklerler, eğer güvenli olurlarsa harekete geçerler” diyor. Şenver’e bakarak 2010’un önce altı ayında istihdam açısından sıkıntılar bitmeme edecek, tasarruflar üstelik sürecek. “Eleman ilanlarında azalma bitmeme ediyor” 2010’a dair olumlu beklentilerin gerçeklerin üzerinde şekillendiğini tamlayan KRM Müşavirlik Ameliyat Müdürü Ikbal Yılmaz Tekirgöl dahi bir nice şirkette işlerin öngörüldüğü üzere gitmediğini rapor ediyor. Tekirgöl, “Akse dolayısıyla olmasa bile şirketlerin yılsonunda eleman çıkarmaya hazırlandıklarını biliyoruz. Zaten bu tutum edilen tıpkı proses. Şirketler yılsonunda performanslara bakacak, hedefleri değerlendirecek ocaktan sonradan dahi görmek istedikleri elemanları çıkaracaklar” diyor. Alımların, sabık yılın ilk teşrin-kasım dönemine bakarak daha gani durumda olmadığını vurgulayan Tekirgöl, kariyer sitelerindeki öge ilanlarına bakıldığında de neredeyse nısıf yarıya tenakus olduğunu hatırlatıyor. Tekirgöl’e bakarak elemanların bıçak sırtında yaşadıkları bu proses benzeri travmayı barındırıyor içre. “Yurtdışında kısırlık ve devamında işten çıkarılma korkusundan intihar fail insanlar var. Akse, sunu esasen beri insanları talihsiz ediyor” diyor ve yöneticileri uyarıyor: “Bu duruma cevaz bölmek üzere şirketlerin degaje davranmaları gerekiyor. Çalışana hiçbir çevir sesi vermeden işten anlamak çok azaltan. Elhak hatırı sayılır düzeyde ferah yönetilen şirketler krizi öngörebilmeli ve bunu çalışanlarıyla paylaşabilmeliler. Oysa birlik tersi yapılıyor. Sanılıyor ki, müteharrik korkar ve daha iyi meşgul. Meğer bu, motivasyonu bozan tıpkı genişlik.” SANAYİCİLER HANGI BEKLİYOR? “Koşa dipli nekahet mümkün” Nurettin Özdebir/Ankara Sanayi Odası Başkanı Toptan akse ülkemizde yeryüzü nazik etkisini istihdamda göstermiş ve işsizlik oranı 3-4 fakül yükselmiştir. Şişman aynı olasılıkla avarelik oranı 2009 yılında yüzdelik 14’ler civarında olacak. İstihdam açısından 2010 yılı bile fazla rüya vermiyor. Hem acun ekonomisinin hem birlikte ülkemizin bu hesaplı krizden çıkışının okkalı olacağı, bu nedenle aylakçılık oranının önümüzdeki bire bir kaç yılda da faziletli kalacağını aritmetik ediyoruz. Küresel ekonomideki kısmi toparlanma asıl kendisine hükümetlerin kalan harcamalarından kaynaklanıyor. Istihlak ve yatırım harcamalarında, hele ümranlı ülkelerde, daha hararetli bire bir canlanma belirtisi bulunmayan. Bu durumun devam etmesi, ekonomide toparlanma beklentilerinin zayıflamasına ayrıca beklentilerin yine kötümsere dönmesine kere açabilir. Hakeza bir gelişme, çift dipli nekahet olasılığını artırır ve natürel yerine ülkemizi bile huysuz etkiler. Ama biz, koşa dipli sükûnet olasılığını göz ardı etmemekle alay malay ihtiyatlı iyimserliğimizi koruyor ve ekonomideki toparlanmanın, kısık olmakla birlikte bitmeme edeceğini düşünüyoruz. Bununla ilişkin tedbirleri bir zamanlar alamazsak bu üstelik krizden çıkış sürecimizi kırıcı ayrımsız şekilde etkileyecektir. “Rahata erene büyüklüğünde işçi alımı bulunmayan” Ümit Özgümüş/Adana Endüstri Odası Başkanı Benzeri öğün teknik namına krizin sürmesini gerektirecek tıpkı öz kalmadı. Yani şişen balonlar patladı. MEMLUK’da birlikte kriz çözgün durumda. Akse bundan sonra ruh bilimsel boyutta. Başkaca siktirici dahi olsa nema rakamları gelmeye başladı. Bence 2010’un evvel şeş ayında krizden yokuş görülür. Tığ bunu Adana’da hissediyoruz. Şu anda güzeşte yılın bir dönemine göre elan iyiyiz. Antrparantez üçüncü çeyrekten üstelik daha gani durumdayız. Adana’da işsizlikte bile belli belirsiz ayrımsız dağılış var. İstihdam anlamında yılın ilk yarısında dağılış olacak beklentisindeyim. Ama çok değil. Çünkü işveren rahata erene büyüklüğünde işçi almaz. Yani istihdam iyileşmeye koşut gitmez. Buna fiyat nakıs yönde tıpkısı feyiz üstelik beklemiyoruz. Bence imdi dipten dönüldü. “Denizli’bile Noel alımları oldu” Müjdat Keçeci/Denizli Sanayi Odası Başkanı Denizli tekstil sanayisinde iki yıl evvel 155 bin sevimli çalışıyordu. Bu sayı bugün 132 binlere büyüklüğünde geldi. Sonuç iki aydır kıytırık aynı kıpırdanma var ve aynı 134 bine yükseldi. Amma ego bunun mihman olacağını düşünmüyorum. Sonuç aylardaki artışın nedeni, Avrupa pazarının yakın yılbaşından dolayı siparişlerini artırması oldu. Amma yılbaşından sonra ne olacağını bilmiyoruz. Şimdi sırada Almanya’da büyük bire bir dokuma fuarı var. Bilcümle Denizli buna hazırlanıyor. Rastgele husus oradan alınacak siparişlere bağlı. Buna göre istihdamın durumu muhtemelen olacak. Bence sayı 140 binlere yükselmeden encam makul aynı ivme kazanıldığı düşünülmemeli. Ihtimal önümüzdeki evvel altı ayda bu türlü. Buna varsaymak istiyorum. SÜREÇ NASIL YÖNETİLMELİ? “İşe durumu kabullenmekle başlayın” Bacanak Birey Deniz/ Mare Fidelis Çalıştırıcılık Terbiye Müşavirlik Sahibi Bu, yönetici açısından üstelik ruhsal gerilim yaratıcı tıpkı proses. Travmatik ayrımsız repertuvar onlar açısından da. Eleman çıkarması gereken hoşgörülü, bu süreci uzatmamalı. Benzer olduğu büyüklüğünde empatiyi vasıtasız bırakmadan halledilmesi gereken benzeri proses. İnsanlarla temasta bulunmalı, görünür olmalı, birebir teması kaçırmamalılar. Bu hem giden hem üstelik mütezayit insanların gözünde o yöneticinin kredisini artıracaktır. Buradaki belletici, müşavir, eş, tutumlu herkesin geçtiği tıpkısı süreç var. Bu durumda yöneticiye destek olacak kişinin bir numara görevi, bulunan durumla yüzleşmesini, kabullenmesini ve bundan sonra ne yapması gerektiğiyle ait karar almasını kolaylaştırmaktır. Zira bunu öz başına yapması çok zordur, o bütün kalburüstü olmuştur, şirketinin bu günkü durumunu kabullenemez. Alışılmamış yaşar. Yapılması gereken, “burada kontrolüm dışında yönetilmesi gereken bire bir buut var” fikrini akseptans etmesidir. “Senaryoları çalışanlarla paylaşın” Bülent Şenver/Yönetim Danışmanı Yöneticilerin bu süreçte belirtik ve transparan olmaları gerekiyor. Kapsam hangi ise açık ayrımsız şekilde çalışanlarla paylaşılmalı. Örneğin, çalışanlara ferah ferah şöyle denilmeli: “Önümüzde şu projeler, ihaleler var. Bunları almaya çalışıyoruz. Eğer alırsak durumumuz şu olacak, alamazsak birlikte bu olacak.” İşte o ahit takım oyunu oynanmaya başlar şirkette. Çünkü çalışanlar, hedefler gerçekleşirse bilcümle gelişigüzel riskten kurtulmuş olacaklarını düşünür. Oysa tersi olursa, çalışanın ateş senaryo yazması kolaylaşır. Diyelim senaryoları çalışanlarla paylaştınız amma üzücü senaryo gerçekleşti. O ant üstelik gine çalışanları karşınıza alıp “Bütçemizin durumu budur. Hazırlık namına şu üretim bandını kapatıyoruz. Sizlere şu görevler düşüyor, şu departmanlar bunları yapmalı…” kabilinden konuşmak gerekiyor. Zira çalışanlar amacıyla belirsizlikten çığlık ayrımsız genişlik yoktur. Karşılarında inandıkları benzeri patron-yönetici fethetmek isterler. Ama bu bir dümen kültürü, bunu uygulayıcı yöneticiler da var amma genel namına Türk becerikli-çalıştıran yapısına uzak tıpkısı yaklaşım.

Share: